İçimizden Biri Arşive Git
Bitmez SBS'ler bitmez
Emel Şahinkaya Sandıkçı
Sınavlarla yatıp sınavlarla kalkar hale geldik. Kendi ailesinde olmasa bile yanıbaşında sınava girecek bir çok kurbanla yaşıyoruz. Öğrenci diyemiyorum. Eğitim sisteminin kurbanı artık onlar.
Organik çay kaç lira?
İlknur Çolak
Çay… Kimi için ekmek parası, kimi için yudumlanan keyif… Üreticinin daha çok kazanması, içtiğimiz çayın daha kaliteli olabilmesi için yeni stratejiler geliştirmemiz gerekir.
Bir varmış, bir yokmuş
İlknur Çolak
Hayat... "Var" la "yok" arasında gidip gelmelerimiz. "Yoktuk", "var olduk" ve "yok olduk"... Sonrası herkesin inancında saklı... Bir varmış, bir yokmuş masallarda olsa da her gün "bir varmış bir yokmuş öyküleri" yazıyoruz, dinliyoruz...
AB Fonları ve STK lar
İlknur Çolak
AB üyelik sürecimizde ülkemizin çeşitli alanlarda gelişmesine katkıda bulunmak çeşitli fonlardan STK lar da faydalanmaktadır. Yapılan duyurular çerçevesinde STK lar projeler hazırlayıp başvurularda bulunmaktadır.
Yaşadıkça
Birsen Yıldız Nalcı
'Hayatı seviyoruz'. Bu cümle çoğunlukla sıradan bir sözdür...Anlamı da içinde. Hayatı seviyoruz... hayatı seviyoruz da... hayatın içinde farkında olduklarımız.. ya da 'hiç' deyip geçiştirdiklerimiz.
Sod'un Puğarı
Firdevs Subay
Yıllar yıllar önceydi, Hala ile Ayder arasına ki dinlenme yerlerimizden olan Sod’da oturur suyumuzu içer, “azuk” larımızı yerdik…
Yolculuk
Birsen Yıldız Nalcı
Söz verilir... Hastalıkta sağlıkta... iyi günde kötü günde... ve imzalar atılır. Yeni bir yaşam... Yeni ufuklara doğru yol alınır...
Burek ve ıhlamur kokulu şehir
İlknur Çolak
Sempozyum ve toplantı duyurusunu okuduğumda ilk kez öğrenmiş oldum Ljubjljana şehrini. Slovenya’nın başkenti olan Ljubljana tarihin ve doğanın iç içe yaşadığı görsel bir şölen gibi…
Büyük Buluşma
Yaşar Kamil
Çayeli Lisesi Mezunları Derneği'nin 09.Haziran.2010 Çarşamba akşamı İstanbul Kanlıca'daki Hidiv Kasrı'nda düzenlediği "Eski Dostları, Sıra Arkadaşlarını Buluşturma Yemekli Toplantısı" muhteşem geçti.
Bir el gördüm!
Emel Şahinkaya Sandıkçı
Minibüs dolu, hava sıcak, yanımda kızım. Bıkkın gidiyoruz. Birden bir el gördüm. Cam tarafından, dışardan. Küçük ve siyah.
Kanserle mücadele eden yavrumuz Neriman Kantar
İlknur Çolak
Çaresizlik nedir bilir misiniz? Elini tuttuğunuz küçük yavrunuzun, sevdiğinizin yavaş yavaş gözlerinizin önünde eridiğini görmek…
Herkes Alzheimer (Alzaymır) mı?
Emel Şahinkaya Sandıkçı
Çok çabuk unutur hale geldik. Acaba hepimiz Alzaymır mı olduk? Yaşadığımız şu günlerde unutuyoruz çoğu şeyi.
Osmanlı Karizması ve Nizam-ı Alem
Osman Azman
Osmanlı Devleti 623 sene yaşamış olup,Türk Tarihi,İslam Tarihi ve Dünya Tarihine çok büyük etkiler meydana getirmiş muhteşem bir devletti
Her gün onların günü
Emel Şahinkaya Sandıkçı
Ne mutlu tüm annelere. Karnında taşıyıp doğuran,doğurmayan ama sevgiyle bakan ve anne sıcaklığı verebilenlen tüm annelere...
Hayallerimdeki Büyük Türkiye
Osman Azman
Çocukluk yıllarımdan beri tarihi ve büyük Türkiye hayalleriyle yaşamayı, hayatımın önemli bir parçası yapmış birisiyim. Bugün bu hayallerimi sizlerle de paylaşmak istiyorum..
Bu cevher bizden...
Emel Şahinkaya Sandıkçı
Karadeniz başarılı insanlar sunar her zaman. Müzikte de sunmuştur daha önceleri, bundan sonra da sunacaktır.
Yarınları kayıp çocuklar
İlknur Çolak
“Umudumuz çocuklar”,” her şey çocuklarımız için” dedik… Çocukların çocuklara yaptığı vahşetle yıkıldık…
Bugün 23 Nisan, umut doluyum
İlknur Çolak
Her 23 Nisan’da çocuk olurum, umut dolarım yarınlar için. 23 Nisan 1920 de halk ülkenin yönetimine ortak olmuştu. Birlikte güzel günler görecektik
Neler oluyor bize?
Osman Azman
Türk Milletinin son zamanlarda yaşadığı çok ciddi sıkıntıların sadece günümüzün getirdiği sorunlardan kaynaklandığını söylemek çok sağlıklı düşünceler değildir.
Akdeniz Çalışma Günleri
İlknur Çolak
Gıda Kalitesi ve Güvenilirliği üzerine Akdeniz Çalışma Günleri toplantılarından biri 16 Nisan’da İstanbul’da gerçekleştirildi.
Sevmekle başlar çoğu şey
Emel Şahinkaya Sandıkçı
Mutluluk, mutsuzluk, sükunet, tartışma, güven, nefret, hassasiyet duyarsızlık, yaşam, ölüm, saygı, saygısızlık, başarı, başarısızlık v.b.
Topraklarımızı yeterli ve dengeli besleyebiliyor muyuz?
İlknur Çolak
İnsanoğlunun temel ihtiyaçlarından biri beslenmedir. Gıdalarımızın en önemli kaynağı olan tarım sektörü artan nüfusun ihtiyacını karşılamak için verimliliği artırıcı çalışmalar yapmaktadır.
Nereye bakıyoruz?
Emel Şahinkaya Sandıkçı
Bahar geldi. Ama biz nereye bakıyoruz? Caddeler, sokaklar insanlarla dolu. Bazıları koşturmaca içinde, bazıları ilgisiz, bazıları duyarsız, bazıları hasta, çoğu bunalmış (sırtlarındaki ekonomik yükten).
Liderlikte adalet
İlknur Çolak
Adalet portakalı paylaşmaktan başlayıp, hayatı, ülkeyi, dünyayı paylaşmaya, yönetmeye kadar giden yol… İyi bir liderin özelliği de aynı zamanda, adil olmak…
Çayeli'nin yarınlarına açılan kapı
İlknur Çolak
Zor olan başlamaktır. Başladıktan sonra atılır adımlar bir bir… Yeter ki inanç olsun, yeter ki başarma isteği olsun… Bir de birbirimize karşı duyduğumuz sevgi, saygı ve güvenimiz.
Hangimiz engelliyiz?
Emel Şahinkaya Sandıkçı
'Engeli olanları dışarıya çıkarın!' diyor. Engelliler gerek evde gerekse dışarıda yaşayabilecek şartlara sahip mi? Tabii ki hayır.Ayrıca psikolojik yönü de çok önemli konunun.
Muhsin Ağabey
Osman Azman
Muhsin Yazıcıoğlu'nun anısına ithafen...
Portakalı nasıl paylaştıralım?
İlknur Çolak
İnsanoğlu yaşam mücadelesi verirken yaşadıklarından öğrenir, öğrendikçe tecrübe kazanır. Bilgi dağarcığımız, eğitimimiz, makamımız belli yerlere gelir, zor olansa adil olmak…
Çayelispor
Osman Azman
Çayeli'nin dışında yaşayan bizler, memleketimizde olan biten her şeyi pür dikkat takip etmekteyiz. Çayelimiz de olan güzellikler bizleri , sevince boğmakta, meydana gelen üzücü hadiseler sıkıntıya sokmaktadır.
Sadık yarimiz bizi terk etmeden!
İlknur Çolak
Bahar geldi, kara topraklar yeşeriyor. Renk renk çiçekler süslerken doğayı, insanoğlunun kirlettiği topraklar kara kaderine terk ediliyor. Aşık Veysel’in ”Sadık yarim” dediği topraklarımızı aldatır olduk…

123456789101112131415161718192021222324252627

Kaç tane “can”ımız var? [ İlknur Çolak ]

“Oku da adam ol” derler aileler çocuklara, büyükler küçüklere… Okuyup adam olanlar da ellerinde tuttukları topu atıyorlar, kim yakalarsa “can” ı var, yakalayamayanlar ise büyüklerin oyununda kaybeden çocuklar…

“Oku da adam ol” derler aileler çocuklara, büyükler küçüklere… Okuyup adam olanlar da ellerinde tuttukları topu atıyorlar, kim yakalarsa “can” ı var, yakalayamayanlar ise büyüklerin oyununda kaybeden çocuklar…

Sınav kaygısıyla büyüyen çocuklar ve sınav kaygısının iş, aş kaygısına karıştığı üniversite sınavı. Hayatınıza yön verecek bir sınav… Bu sınav sonucunda bir meslek sahibi olacak ve geleceğinizle ilgili planlar yapabileceksiniz. İş bulma sorununu aşarsanız…

İlköğretim, ortaöğretim ve ardından yükseköğretim sürecindeki çocuklar, gençler… Onlarla beraber sınava giren anneler, babalar, halalar, teyzeler… Bunların dışında bir de her yıl değişen sınav sistemi… Belki ailenizin seçimiyle, belki de yaşadığınız çevrenin etkisiyle meslek lisesine gittiniz ve ardından bu mesleğin size göre olmadığının farkına vardınız… Ne yaparsınız? İkinci lise şansınız yok, üniversite gibi… Çocuk yaşta yaptığınız seçimin bütün ağrılığını ömrünüz boyunca yaşayacaksınız… Bu ailelere mi, çocuklara mı, yoksa bu çocukların potansiyelini farklı değerlendirenlere verilen bir ceza mı? Eğer normal liseye gidenlere oranla sınavlarda daha başarılı olabiliyorsanız ve engelleniyorsanız bunun suçu kimde?

Çayeli’nde doğum büyüdüm… Kızların okumasına tepkili olan bir çevre… Buna rağmen aile desteğiyle pek çok arkadaşımın gidemediği ortaokula devam etme… Ardından ne olduğunu tam bilemediğim bir sınava girmem ve kazanmam. Artık Trabzon’da okuyacaktım, daha büyük bir şehir, açılan bir kapı… Kayıt olmak için bile gidip görmeden kararlılıkla gidişim ve müfredatı gördüğümde yıkılışım… Dikiş, el sanatları, yemek, ziraat, ev idaresi, çocuk gelişimi vs pek çok eğitimin içinde olduğu bir meslek lisesi… Mecburi olması nedeniyle okutulan birkaç ders… Öğretmenlerimden sene kaybını göze alarak normal liseye geçmem yönünde öneriler… Benim gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen arkadaşlarım… Bizlerin geleceğiyle ilgilenen öğretmenlerimiz, bizim geleceğimizi 4 yıl okuyup ardından mecburi hizmet gereği doğuda görev yapmak olarak gören öğretenlerimiz… Bunları kabullenmeyle geçen 3 yıl ve son sene geleceğimi yönlendirme yönündeki uyanışım ve uyanışımız… Üniversite sınavına hazırlanmaya karar verişimiz… Kazanacağımıza inanmayan, vazgeçirmeye çalışan öğretenlerimiz, bize destek olan öğretmenlerimiz… O dönem katsayı engelimiz yoktu. Çalışan kazanıyordu… Biz çok yoğun ders programı ve engellemelerle mücadeleyle sınava hazırlandık… Son yıl sadece edebiyat dersi görüyorduk, diğer okullardaki arkadaşlarımız gibi… Büyük hedefler koyamadık kendimize, örnekler yoktu önümüzde…Mücadele ettik ve ben İÜ Kimya Müh, iki arkadaşım Gazi Üniversitesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler, bir arkadaşımız Gazi Üniversitesi Çalışma Ekonomisi, bir arkadaşımız Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Ev Ekonomisi bölümlerini kazandık… Kazanmıştık, zorluklara rağmen…

Bizim gibi pek çok kişi hem meslek lisesinde okudu hem de üniversite kazandılar. Mesleki eğitime yönlendirme ülkemizin ihtiyaçlarından biri… Mesleki eğitime yönlendirilecek ve üniversite sınavında başarı gösteremeyecek öğrenciler yönlendirilmeli… Fakat kapasiteli olanların önüne engel koymak ne derece doğru…

Değişen sınav sistemiyle işimiz biraz şansa kalmış… Çocukken oynadığımız bir oyundu. “Can” diye bağırırdık topu kapınca. Bu durumda biz topu kapanlardan olduk… Heyecanla kitaplara sarılan, çalışmaya başlayan ve her iptalde heyecanlarını kaybeden çocuklar… Büyüklerin oyununda kaybeden çocuklar… Hayat boyunca oynanacak bir oyun…

Bugünün büyükleri hiç çocuk olmadı mı? Yakaladığımız toplar hep avucumuzda kalmaz…

Çayeli © Çayeli Dernekler Federasyonu
İcadiye Mahallesi Cumhuriyet Caddesi
No: 33/4 (AYEDAŞ üstü)
Fıstıkağacı / ÜSKÜDAR - İSTANBUL
Tel: +90 216 530 36 30
Fax: +90 216 530 36 34
cayeli@cayeli.org.tr